Şizofreni Hayatlar

Nedeni yoğun araştırmalara rağmen halen belirlenemeyen şizofreni; tedavisi mümkün olmayan ancak antipsikotik ilaçlar ile kontrol altına alınabilecek kronik bir beyin hastalığıdır. Tıp dünyasında birden çok çeşidine rastlanılan şizofreni hastalığı genellikle insan beyninde yavaş gelişiyor olup fark edilmesi oldukça zordur.

Ergenlik çağından sonra 15 ile 30 yaş aralığında kadın ve erkeklerde ciddi bir ayrım olmaksızın tespit edilebilir olan şizofreni hastalığının sebebi; uzmanlar tarafından hala araştırılıyor olup, nedenleri arasında şimdilik en başta genetik hususunun yer kapladığı biliniyor. Hürriyet gazetesinin yaptığı bir araştırmaya göre Türkiye’de şizofreni; halk arasında yüzde 1 oranında, genetik hususlarda (birinci dereceden akrabasında şizofreni görülen bireylerde) yüzde 10 olasılığında karşılaşma ihtimali saptanmıştır.

Şizofreni hastaları; beyinlerinde fazla miktarda dopamin üretimi sonucu çoğu zaman dünya ile ilişkilendirilmeyen olaylar yaşama, mantık dışı bilgiler öne sunma, özel güçlere sahip olduğu sanısı, cansız varlıklarla somut ilişkiler kurma, algı kusurları, toplumsal gelenek ve göreneklere ayak uyduramama, halüsinasyonlar görme, konuşma bozuklukları ve kendine ve çevresine fiziksel zararlar vermek gibi diğer hastalıklardan farklı rahatsızlıklar ve ataklarla mücadele etmek durumunda kalırlar. Bu durumun hastaları gerçek dünyadan uzaklaştırdığı, insan ilişkilerinde hırçınlaştırdığı gözlenmiştir. Hastalık karşısında sadece hastaların değil hasta yakınlarının da hastalıktan sınırlı derecede de olsa etkilendikleri düşüncesindeyim. Tahmin edersiniz ki evinizde çok sevdiğiniz aile bireyinizin şizofreni hastalığıyla mücadelesi sizin üzerinizde de somut bir baskı ve korku yaratacaktır.

Türkiye’de bedensel engelliler statüsünde değerlendirilen şizofreni hastaları hastalıklarıyla mücadele ederken bir yandan da hayatlarına devam etmek istediklerinde, bedensel engellilerle çalışan fakat şizofreni hastalarını katı suretle işe almayan işletmelerle karşılaşıyorlar. Bu konu da dâhil olmak üzere şizofreni hastalarına yardımcı olmak üzere benimde naçizane takdir ettiğim Şizofreni Hastaları ve Yakınları Dayanışma Derneği’nin yönetim kurulu üyesi Meral Taşkent, oğlu Volga Taşkent gibi şizofreni hastaları için Ankara’da Mavi AT Cafe isimli bir işletmede hastalara destek olmaya çalışıyor. Üstelik ilgilenenler ve izlemek isteyenler için tavsiyem; konuyla ilgili Ayşegül Taşkent’in ‘Volga Volga’ adında 2007 yapımı belgeselini izlemeleridir.

Yaradılış kanunu olsa gerek ki biz insanlar 1.derece yakınımızda yaşamadıkça gerçek dünyamızdaki sorunları görmezden gelerek hayatımızı sürdürüyoruz. Birçoğumuzun konu hakkında bilgisi dahi yok. Şizofreni hastalığı da büyük ölçüde bu sorunlardan biri. Çoğumuz halk arasında kabaca tabiriyle ‘delilik’ deyip geçtiğimiz bu hastalığa son derece duyarsız davranıyoruz. Toplumdan uzaklaşmayı yeğ tutmuş bu bireyleri topluma tekrar kazandırmaksa elimizde. Hastalığın vermiş olduğu güçlüklerde sabırla hastalara yardımcı olarak, onların güvenini kazanarak ve karşılıksız sevgi sunarak yaşanılan her hastalıkla mücadele edebilirsiniz. Siz yeter ki isteyin..